Bozgun Odası



Her zaman savunduğum hiçbirşeyin gerçekten göründüğü gibi olmadığıdır. Adapte edilmiş doğruların ne çok yanlış barındırdığını, kabul görmüş güzelliklerin biçim verilmiş çirkinlikler yığını olduğunu, aynının ne kadar uzak; ötekinin ne kadar yakın olduğunu sarsılarak öğreniyor insan. Tabii ki bunu otuzyedi yıldır yaşayarak, yirmi yıldır Bozgun Odasında biriktirerek ve beş duyu organını beş algı aracıyla besleyerek öğreniyor. Farkındalık bıçak sırtında yürümeye benziyor bir süre sonra; benliğini doyurmaya çalıştıkça açlığının ne kadar derin oluğunu görüyor ve bir süre sonra çoğula önemli gelen herşeyin ne denli önemsiz olduğunu anlıyorsun. Bilincin verdiği bir acı ortaya çıkıyor. Ne için yaşıyoruz ? Doğasında şiddet, nefret , kötülük varsa insanın, barışı, sevgiyi ve iyiliği nasıl sürdürebilir ? İnsan ne ile yaşar ? Tüm bu sorulara farklı zamanlarda farklı mekanlarda farklı cevaplar arıyorsun. İnsanlık sorununun tam ortasında model olarak kendini görüyorsun. Sırf, yıllar evvel birinden, kendini tanımadan kimseyi tanıyamazsın diye birşey duymuş ve buna inanmış olduğun için.
Bu yüzden ben artık dışarı çıkıyorum. Biraz temiz havaya, tazelenmeye ihtiyacım var. İçine düştüğüm –belkide kendimi bıraktığım demeliyim – “Üretim” fikrine dek geçirdiğim bu süreç kendi içimde bir başka yaratı sürecinin hazırlık bölümüydü. Artık okuyan gözün kelimesi, izleyen yüzün nesnesi olacağım. Eşyalarımı topladım. Hazinemin bir kısmını daha büyük bir mekana geçinceye dek kutulara istifledim. Kendime yeni bir masa aldım; yeni kalemler, yeni defterler... Yapmak istediklerim için uzun yıllardır darmadağınık olan fikirleri bir araya topladım, bir isim verdim, bir logo tasarladım, bir manifesto hazırladım; kurallar koydum. Vadelere bölünmüş planlar ile nerede olduğumu başa, nereye varacağımı sona yazdım. Bugüne dek ortada duranı kenara, kenarda duranı tam ortaya aldım. Böylece ikiye bölünmüşlüğüm somut bir anlam kazandı.
Sürdürülebilir yaşam – katlanılabilir hayat döngüsü gereği...
Herşeyin bir sonu olduğu gibi...
Bozgun Odasını kapatıyorum...
Bilerek ve isteyerek...

9 yorum:

deniz dedi ki...

hayatımda ilk defa yorum yapma ihtiyacı hissediyorum.. gerçekten güzel olan şeylerin hep bir sonu olmak zorunda mı? gerçekten üzüldüğümü belirtmek istiyorum..

B.Ozgun dedi ki...

Kurtarılmış bir alan insa etmek için hepsi...
Teşekkür ediyorum...

sebahat şenol dedi ki...

:( üzgünüm bittiği için....

Hayal Kahvem dedi ki...

Selam,
Bozgun Odası'nı uzun zamandır ilgiyle takip ediyordum. Son yazınızdan, bir bitiş değil başka bir mecrada yeniden doğuş gibi,hüzünle karışık hoş bir tat aldım. Öyle mi sahiden? Yoksa bencileyin hayali bir yorum mu:)

Çok okuyan ve yazmaya sevdalanan birinin, yazmaktan vazgeçebileceğini hiç tahmin etmiyorum.

Yeni adresinizi bilmek isterim.
Sevgiler.

B.Ozgun dedi ki...

Doğrudur tahminleriniz...
"Kurtarılmış bir alan" üzerine çalışıyorum...
Bozgun Odası'ndan daha büyük daha geniş bir çalışma ve üretim sahası...

İlginize tesekkur ediyorum...
Yeni adresi sizinle paylaşacağım kara kaplı deftere not alınmıştır...

Uzun Uzak Adam dedi ki...

Yol uzun... ben oradayım... gölgesiz varlık olmaz... izliyorum...yanındayım...

B.Ozgun dedi ki...

Uzun Uzak Adam...
Bir'iz...
Beraber'iz...

coraline dedi ki...

yeni adres için kara kaplı deftere not alınmak isterim.bazen yazdıklarında sana gıcık olsam ve çok akıllı bıdık bulsam da (ya ben bunu söylemek için bitmesini mi beklemişim,kadınlığıma ver), okumayı seviyorum yazdıklarını.sevgiler.

Adsız dedi ki...

Sanırım çok alkollüyüm yazamayaacağım. Ama ayık olsaydım sana çok pis küfürler sayar mıydım? Hayır. Pek muhtemel ayık olsaydım yazılarının yanından bile geçmezdim...