Kaybolmuşluğumun peşinde koşuyor okumalarım. Gecelerim ve gündüzlerim kitaplarım gibi birbirine girmiş, ikibinyüzotuzsekiz adet konu, onbinin uzerinde kahraman girmiş hayatıma, kimi hemen çıkmış ardına bakmadan; kimiyse ismini kazımış zihnime, okudukça açılmış çiçeklerim ve okudukça büyümüş kaybolmuşluğum. En çok sevdiğim ise beni alıp götürmeleri zaten; sonra orada bırakıp bir daha hatırlamamaları; Benden habersiz bir yazarın; beni tanımadan bana yazdığı satırlar ve bilmeden okuduğumu… Hayal bile edemez neler düşündürdüğünü şu sancıyan ruhuma. Gözlerimin bozukluğu okurluğumdan; ellerimin titremesi yaşattığı heyecandan; uykuma girmişler ile uykumu kaçırmışlar hep bu kitaplardan.
Bir okur ne bekler okuduğu kitaptan ? Saf, pürüzsüz bir okuma yetisini kendine ispat mı yoksa, öğrenmek mi bilmediklerini? Bildiklerinin teyidini almak mı ? Okur, neden okur sahiden? Yazar neden yazarsa; o yüzden mi yoksa? Sırnaşık bir kedi misali dolaşır kitabevlerinde; kimi zaman ne aradığını bilir, çoğu zaman bırakır kendini o hamur kağıdın kokusuna.
Not: Görsel Cluttered library / Harbek

2 yorum:
Bozgunum, sen beni de o kokularda bozguna uğrattın... ve belki ben de seni... dilersen bu su çekmiş ve küf kokan hamur kokusunu yayımlama Bozgun odasının hoş kokularında. Bu seninle benim duellom... kaybeden: uzun uzak adam
Uzunum,
Bozguna uğrayan uğrayana...
Ama biz seninle bileği bükülmeyenlerdeniz.
Unutma...
Bir de kahve sözün var
Bunu da unutma...
Yorum Gönder