Belki bir gün, uzak değil, başka değil, yine bu güzel şehirde, enfes bir yaz akşamı Aslım’la birlikte, çocuklar gibi elele Pangaltı’nda buluşur, radyo evine doğru yürürken izleyeceğimiz konserin nasıl olacağını üzerine meraklı, telaşlı sorular sorarız birbirimize...Belki bir gün uzak değil, başka değil, yine bu güzel şehrin en güzel sahnesinde, güneş batmak üzereyken, taş merdivenlerden iner elimizdeki biletlere bakıp, tanımadığımız insanlardan kibarca izin isteyerek; yerimize geçer; “güzel değil mi yerimiz?” diye aynı anda sorarız birbirimize....
Belki bir gün uzak değil, başka değil, yine bu güzel şehrin en nezih ve nitelikli festivallerinden birinde kendimizi Javier Limon’un mağrur müziiğine bırakır; bin farklı dilden, bin farklı kültürden, bin farklı kadından, bin farklı şarkıda aynı olmayı, insan olmayı yakalarız...
Kim bilir belki bir başka gün uzak değil, başka değil, yine bu güzel ülkenin, güzel şehrinde, bir yaz akşamı sırf Kürtçe şarkılar söyledi diye güzel bir kadını, naif bir sanatçıyı, bir insanı, ağzı köpürmüş bir şekilde dışlayan, yok sayan, görmek istemeyen, tahammül dahi edemeyen “aydın” maskeli kör zihinlerin, unuttukları “utanç” duygusuna tekrar sarıldıklarını görürüz....
Bana kızan çok....
Benim kızdığım daha da çok...
Ama hala umudum var...
Utanç içinde bir gece geçirsek dahi...
4 yorum:
Umudunun olması ne güzel , umuttur bizi hayata bağlayan aslında :)
Yoksa
Umut mudur bizi bağlayan zorla inanmaya...?
her ikisi de olabilir ama iyi ki oluyor yoksa hayatta ot gibi biterdik herhalde.her gün ayrı anlamsız gelirdi :) Öyle değil mi ?
Katılmamak mümkün değil...
Yorum Gönder