Ertelenmiş bir filmin daha sonuna geldik. Kararmış televizyon ekranına içimiz boşalmış olarak bakmamızın ve koltuğa mıhlanıp kalmamızın nedeni çektiğimiz ızdırap. Sessizliği yırtan Aslımın gözüyaşlı cümlesi oldu. “Ne kadar güzeldi değil mi?”...Balkona çıktık her ikimizde birbirimize bir şeyler söylemek için darmadağınık cümlelerimizi toparlamaya çalışıyorduk. ”Bu adamın filmlerini izlemek istemiyorum...” dedim. “Çekmesin artık”. Ne kadar ilginç değil mi? Bu nasıl bir kudret, bu nasıl bir güçtür ki, bir insan dünyanın bir başka köşesinde oturup birşeyleri kaleme alıyor. Bir başkası bunları alıp resmediyor, bir başkası resmedilene vücut veriyor sonra bir başka iki insan gecenin körü tüm olan biteni izliyor ve darmadağın oluyor.
Çektikleri azap nedeniyle dünyayı terk edemeyen ruhları dinleyen bir adamın; belki de sonsuza dek gidemeyecek kadar derin yaraları varken hiçliği kabullenmes kabullenmek zorunda kalması göğsümden karnıma kadar kör bıçakla deşilmeme neden oluyor. Inarritu tutuyor o bıçağı. Bir kaç saat sonra acısını unutacağım, bir kaç gün sonra ise bıraktığı izle hatırlayacğım yaranın sahibi Inarritu. Vücuduma kazıdığı beşinci iz bu. Artık film çekmesin...
0 yorum:
Yorum Gönder