Her şeyi erteleyen ben... Her şeyi geciktiren ben... Aylardır ihmal ettiğim bozgun odasında birikenler nedeniyle ağır bir vicdan yükü altındayım. Koca bir bahar-yaz dönemini onlarca konser izleyip, onlarca kitap okuyarak geçirdim. Bir çok sergiye gidip, birçok değişik mekanda rakı yuvarladım. Hatta üç günlüğüne Çeşme’ye bile gittim. Ancak her zaman ki gibi bir türlü kendimden kaçamadım. Sonra vazgeçip ve hemen ardından kabullenip “Bende böyle bir modelim işte” diyerek kuytuluklarımla barıştım. Şimdi kara kaplı deftere çalakalem alınmış notları bir araya getirip yine kaydetmeye başlamıştım ki baktım elde avuçta olanı oturup tek tek girmek nerdeyse imkansız. Ama yinede "Başla bir yerden be kardeşim" dedim. Zaten kaçırmışın herşeyi, tutabildiğin cebine kar kalsın. "Olur" dedim "olmaz" dedim. Bir şekilde yine hafif bir şeyler yazmaya karar verdim. Şu ana kadar yazdıklarımı okuyunca görüyorum ki ne yazmam gerektiğine dair hiç bir fikrim yok. “Olsun be kardeşim” dedim. "Bu seferde böyle olsun" dedim. "Olur" dedim. "olmaz" dedim.. Saçlarım uzadı. Sakalları kestim. Üst dudağım varmış yeni farkettim. Tam olarak tatile çıkamadım mesela. Yarım yamalak çıktığımı da yüzüme gözüme bulaştırdım. “Ama olsun be kardeşim” dedim. “Sende böyle bir modelsin. Normal gözüken bir delisin; Belki de deli gözüken bir normalsin.” Çok sıkıcı buldum kendimi, hedefsiz, tabiri caizse hareketsiz, eylemsiz... Çinliler geldi, üç kişiydiler aldım onları teste gittik beraber; baktım daha iyi anlaşıyoruz onlarla, tanımıyoruz ya birbirimizi. “Sizde" dediler “Nedir bu Kung-fu’ya, Burce Lee’ye olan özel ilgi?"; “Valla" dedim. "Ben pek buralı değilim öyle bir ilgi mi varmış bu memlekette?” “Ne bileyim? dediler Bakırköy sahilde dolaşırken ülkenizde; kim görse bizi Kung-fu diye bağırdı. Bruce Lee diye çağırdı?” “Haaaa..." dedim. "Tamam; şimdi oldu. Türküz biz." dedim "Severiz genellemeleri. Bu ülke için tüm çekik gözlüler kungfucu, tüm şarışın yabancı kadınlar potansiyel tecavüz mağdurudur; hatta tüm kürtler bölücü , tüm ermenilere vatan hainidir. Adamın göbeklisiyle sidiklisi; kadının sinmişiyle pes seslisi makbuldur. Hoca bizde bir osurur; cemaati güruh halinde.... sen düşün. O yüzden krizler bize teğet geçer hep. Başın görmek istemedikleri yargıya intikal eder; Başın okşadıkları Beykoz’da cennet bahçelerine.... Biz balkondan kucaklanmayı severiz ayrım yapmadan ama bir türlü bir araya gelemeyiz ince hesap yapmaktan. Ama artık karpuzun ortasını herkes yiyor; mutluyuz o yüzden...” demedim tabi tüm bunları. Daha yeni tanışmışız; bana güvenip yola çıkmış adamlar olur mu? Olmaz. Tüm bunları aklımdan geçirdikten sonra “Olsun be kardeşim" dedim. ”Bizde böyle bir milletiz. Bruce Lee’yi çok severiz.” Eve döndüm geç vakit "Baba..” dedi kızım. “Neden?” "Ne neden?” dedim tatlıma. “Neden beni bu kadar çok seviyorsun?”; "Çünkü" dedim "Sen, benim kraliçemsin, kıymetlim, biriciğimsin, aldığım nefes, içtiğim susun. Nedenim ve sonucumsun. Varsın ve varlığın bana tek gerçek huzuru veriyor.” “Peki...” dedi. Pakosu elinde, yüzünde bir tebessüm ”Bir şey söyleyebilir miyim?”; "Elbette"; “Benimle oynar mısın?"; "Elbette ömrümün sonuna dek..." Not: Görsel Rayjmaraca'ya aittir.
4 yorum:
Muhteşem :)
Ganxie!!
Ne güzel yazmışsın, bayıldım hakkatten.
Ganxie!!
Yorum Gönder