Miramar Üzerine...

Miramar, Necip Mahfuz ile tanışma kitabı olarak Bozgun Odası'na kayıtlarına geçti. Artık şunu çok net söyleyebiliyorum ki okuduğum kitapları -özellikle yazar külliyatlarını okuma çabasına girdikten sonra başladı- değerlendirmenin en temel kriter olan beğenip beğenmeme kararından kendimi soyutlayarak hareket ediyorum. Bundan iki sonuç ve bir bakış açısı çıkabilir. Birincisi okuduğum her kitabı beğeniyorum izlenimidir ki bu yanlış bir sonuç doğurur. Ama elimde en az üç ay boyunca aynı yazarın değişik kitaplarını gören kişiler; o yazarı çok beğendiğimi, kitaplarını severek okuduğumu düşünmektedirler. Oysa bilmezler ki mental bozukluklarım vardır. Bilmezler ki okumak benim için bir saplantıdır. Ve bu ikinci sonuçtur. Ortaya çıkan bakış açısı ise hayatın insana kazandırdığı bir deneyim ile özetlenir. Yaşam ak ve karadan, iyi ve kötüden, güzel ve çirkinden ibaret değil; bu kadar basite indirgeyecek kudrette ancak cahilin elinde olan bir güçtür. basit demek boş, sessiz demek sakin anlamını ardından getirip yaftalatamaz. Hayatta hiçbirşey göründüğü gibi değildir.

Miramar nasıl bir kitaptı peki? İlginçti. İlginç bir deneyim oldu benim için. Çünkü saplantılı bir yazar daha tanıdım. Çünkü olmazsa olmazları olan, bir tarzı ve karakteri olan ve en önemlisi sürekli bir devinim içerisinde olan Necip Mahfuz'u tanıdım. Kendime yaptığım eleştirilerin başında sürekli batı uygarlığına ait yazarları okuyor olmamdı. Halen bunun bilinç dışı bir seçim olduğu konusunda kendimi savunsam da bilinçli bir karar ile doğu kanadından bir seçim yapma ihtiyacı duyarak kendimi kendime aklatmaya çalıştım. Ancak işin kolayına kaçtığımı itiraf etmeliyim. Hiçbir araştırma veya ön hazırlık yapmadan Nobel almış Doğu kültüründe yetişmiş bir yazar seçip; Alkım kitabevini bastım. Rafta bulunan tüm kitaplarını toplayıp eve getirdim. Gözlerimi kapatıp içlerinden birini seçtim. Miramar çıktı.

Şunu çok net söyleyebilirim ki bu kitap sayesinde sinopsis ne kadar güçlü olursa eser o derece başarılı olur kanısını bende alt üst etti. Çünkü kitabın bir paragraflık metni oldukça zayıf ve sıradan. Ancak kitabın üzerine yazıldığı bir platform var. Bu platforma birçok insan/hayat ve görüş serpiştirilmiş; tam ortaya bir kadın koyulmuş ve herşeye tanık bir mekan tasarlanmış. Gelişen başı belli-sonu belli olayı herkes kendi hayat görüşü ve doğal olarak algı/anlayışı ile anlatıyor. Ve farkında olmadan bir ülkenin bölünmüşlüğünü, yaşadığı travmaları, bu travmalar sonucu yarattığı yeni tip vatanseverlerini ve doğuda kadına bakışı çok başarılı bir şekilde kaleme alıyor. Sığ görünenin kendi içinde ne büyük uçurumlara sahip olduğunu bir kez daha ispat ediyor.

Birgün İskenderiye'ye gidersem muhakkak Miramar pansiyonda bir gece kalmam gerektiğini not ederek kitabı kapatıyorum.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

ÜSTAD BLOGUNUZ ÇOK İYİ
TEMANIZIN LİNKİNİ VERİRMİSİNİZ
SAYGILAR

Bozgun dedi ki...

Tesekkur ederim.
Ancak "temanın linkini vermek" nedir, nasıl yapılır en ufak bir fikrim yok. Yıllar yıllar önce "morning drink" isimli bir örnek üzerinde kullanmaya başlamış; ondan sonra da kendi kendime sağını solunu değiştirmiştim. Yardımcı olmayacağım...Saygılar...