Karnak Kafe Üzerine...

Karnak kafe, huzursuz bir coğrafyada, büyük şehrin tam ortasında küçük bir vaha gibi –tıpkı Miramar pansiyonu gibi- özlenen, istenen, hayal edilen bir mekandır. Kurunfula’nın geçkin yaşına rağmen benzersiz güzelliği bir şekilde bir çok insana bahane olup bir sandalye çekmelerine; birer kadeh birşeyler içerek sohbet etmelerine ve tüm bunları kısa bir süre sonra alışkanlık haline getirmelerine neden olur.



Karnak kafede geçmiş ve şimdiki zaman duygusu tüm sıcaklığı ile sakinlerini kucaklar; geçmiş görkemli, gelecek umutlu bir hal alır. Gençler ve bir zamanlar asla yan yana gelmek bile istemeyen yaşlılar burada birlikte yaşabilmenin inceliklerini sınırsız bir hoşgörü ile kabul eder. Ardında karmaşık coğrafyanınn karanlık zihinleri birbir gençleri toplar.Dost düşman birbirine karışır. Ülke şiddetli bir sarsıntı ile kendi özgüvenini kaybeder. Karnak kafe dışında heryer altüst olur.



İnsan olmanın tüm meziyetleri bir bir ayaklar altına alınır. Gerçek ekseninden sapar. Doğrular yanlış; yanlışlar doğru görünür. En yakın dostların eline zorla birer bıçak tutuşturulur. Asla kapanmayacak yaraları olur genç kızların; asla uyanılmayacak kabuslara düşer insanlar.Olan olur; giden gelmez. Zaman herşeyin ilacı olmasa da karmaşık coğrafyanın unutkan insanları, yine herşeyi hoşgörür; hatta acı bir şekilde hak verir. Şu garip okurunun boğazına ilmik ilmik düğümler öfkeyi.



Bir Necip Mahfuz öyküsü daha son bulur böylece...

0 yorum: