İşte bu yüzden damarlarıma bu sükuneti enjekte ederek yaşadım bir süre. Kendimi kendimden gizledim. Toplantılara katılmıyordum. Ağır aksak kitap okuyor; saçma bir tebessüm ve sahte bir sıcakkanlılıkla yeni ilişkiler kuruyordum. İnsanlar hemen bu değişimi farkeder oldular. “Ya biz seni böyle bilmezdik.” diye cümleler kurar oldular. Ama ben “Öyle mi ? Ya nasıl bilirdiniz?” diye sormadım bile. Kısa süre içerisinde gördüm ki yeni çevrem her gece eve gidip koltuğa geçerek kendileri için tasarlanmış konforlu yaşamlarında bitkisel bir hayat düşüyorlar. Bir tür hipnoz seansı gibi. Herkes aynı kanalın aynı programını seyrediyor. Hepimiz AB grubuyuz. Seyretmiyor ama sanki içine giriyor; yaşıyor; detayları irdeliyor; hataları buluyor; replikleri ezberliyor. İşin ilginci doğal bir seleksiyon misali, büyük bir ormanda yaşayan aynı türden hayvanlar gibi öbek öbek birbirimizi buluyor, toplanıyor ve kendi çapımızda bir gece evvel seyrettiğimiz programları birbirimize anlatarak sosyalleşiyoruz. Bir süre sonra bu “koltukta akan” güruh delirme noktasına geliyor.

2 yorum:
Bu yazına bakarak ben asosyal bir insanım.Ne bir dizi izlerim,nede arkadaşlar arasında şu dizide böyle olmuş yorumlarına katılırım,bilmiyorum çünkü neler olmuş dizilerde.
Kitaplara,yazılara(yazacaklarıma)ve çocuklarıma adadım kendimi.
Dizi izlemiyorum dedim ama bütün çizgi filmleri bilirim.(kızlarım sağolsun)Mecburen..
Hayat dizilerdeki gibi değil,ne katabilir bize,kocaman bir hiç..
Ayağa kalk,doğrul ve planlarını yeniden düzene koy,bu sefer harf sırasına göre...
B harfinden başlayarak yani burçinden...
Değerli Elif,
Zaman fakiriyim zaman...
Adanmışlıklarımız sadece zamana...
Yorum Gönder