Ain Hanım Üzerine...

“...kimse Ain Hanım’ı sokakta ne sıkma başla ne düşmeli entariyle, ne de siyah veya beyaz peçenin ardına gizlenmiş bir halde görmüş değildi. Yaşının verdiği olgunlukla, ağırbaşlılığıyla, alımlı tavırlarıyla, ulaşılmaz mevkii ve gül gibi mis kokulu itibarının verdiği onurla kendisine dil uzatanlara meydan okurdu.”

“Gül gibi mis kokulu itibarın verdiği onur” son dönemde okuduğum enfes betimlemelerden sadece biri. Esasında diğer enfes betimlemleri de yine “Aşk zamanı”ndan not düşüyorum. Her ne kadar kitabın adı ile öyküsü hiçbir bağ taşımasa da “karmaşık coğrafya”yı kendine kağıt seçmiş Mahfuz. Eline kalemini alıp önce bir ev ardından bir ana ve bir oğul çizmiş; öykü sanki kendiliğinden sürüp akıp gitmiş.

Ain Hanım’ın mükemmeliğinin tam aksi bir karakterle de İzzet resmedilmiş. Böyle anadan böyle çocuk mu doğar yaklaşımı ilk sayfalardan bilinçli yapılan bir yönlendirme sonucu olarak zihnime düşse de bir süre sonra hayalleri peşinde koşan bir burjuvaya; üstelik kaybetmeye mahkum bir burjuvaya hak vermeye başlıyor insan. Karmaşık coğrafyaların kapalı toplumlarında “iyi ve doğru olmak” bir görevdir. Ama “iyi ve doğru olmamayı” tercih etmek nedense bir yenilgi olarak kabul ediliyor. Bende inadına "iyi ve doğru olmayanlara" kaldırıyorum kadehimi.

0 yorum: