"Örneğin, ilgi duyduğun, edinmek isteyip aldığın, 'şunu okuyayım' dediğin kitapları da, çoğu zaman, hemen okumaz bırakırsın, günü gelince okumak üzere... Bunu da bildim mi?""Bildiniz." Ben de yeni yeni farkına varıyordum bu huyumun !
"Üzerinde durmak istediğim ilk nokta şu: sevgi-sevgisizlik diyerek kendi kendine sorduğun soruları bana açtığında, kendini, yeterince sevgi göstermemekle, sevdiğini sandığın, düşündüğün halde bu sevginin gereğini, sırası geldiğinde, yerine getirememekle suçlamıştın. Düşlü yazında da seni bununla suçlayan birini görüyordun videoda. Ben de sana, bağlanmanın da, kopmanın da, bence pek doğal olduğunu söylemiştim. Sesim o anda sana soğuk görünmüş olabilir. Olsa olsa acıydı belki. Bunu tartışmayacağız elbette!... Bu söylediğim benim sözümdü ama, buna pek yakın bir şeyi, Eliot benden önce söylemişti,
There are three conditions which often look alike
diye başlayan III. bölümde Little Gidding adlı şiirinin...
Kişilere, nesnelere, kendine bağlanırsın; bir gün bunlardan koparsın da. Gerekeni yapmadığını düşündüğünde haklısındır, değilsindir, bilinemez ama, o anda kopmuşluğunu yaşıyorsundur belki. Kopmuşluk, ölüm de demektir. Bir ölümü yaşarken -ya da, beklerken- bağını öldürmen, duyacağın acıyı azaltmak isteğinden ilerigeliyor da olabilir. Senin sözündü : 'İkimizle ilişkili kararlarını kendi kendine veren bir sevgili karşısında,' öyleydi değil mi? 'çekilmekten başka çıkar yol bulamadım.' Kırıldığın, gücendiğin için yaptığını sanmış olabilirsin bunu. Bana sorarsan kendini savunuyordun, daha çok acıyı daha çok duymamak için; sevgiyi kendi elinle azaltmğa, koparıp yolmağa kalkıyordun... Bir şeyleri silerek bir geçmişin yükünü yeğinleştirmek, azaltmak... O ölçüde de kimbilir, geleceğini biraz olsun özgürleştirmek... Öyle kopuşlar güçtür, izi kalır; kopmağa kalkmak kendini de parçalamaktır. Bir yanıyla... Oküçük notuna bu söylediklerimin bir katkısı olur mu?"
Bilge Karasu'nun Kılavuz'unu bitirdim. Üzerine aldığın notları okurken hepsinin ne kadar yavan ve basit olduğunu gördüm. Okuduklarımın, uyanışlarımın hiç birini yansıtmadığını farkettim. O bölümü bir daha okumamak üzere kara kaplı defterimi kapadım.
Buraya ne yazmam gerektiğini düşündüm. Çok düşündüm...
Bu bölümü alıntılamaya karar verdim.
2 yorum:
merhaba, yazdıklarınıza şöyle bir bakıyorum da, bir yazara başladığınızda kesinlikle bir kitapta durmuyor, devamını getiriyor hatta yazarla öyle bir hemhâl oluyorsunuz ki sanki bozgun odası'nı değil de o yazarın yazdıklarını okuyormuşum hissine kapılıyorum. Yani bu demek oluyor ki, kendinize yanlış teşhis koydunuz efendim: bu kalem sahibi, yavan notlar tutmaktan çok uzak, bilginize...
Değerli evvel zaman içinde,
Çok naziksiniz. Teşekkür ederim.
Bir süredir yazar odaklı okumalar yapmaya calisiyorum. Bir yazarın peşini bırakamamam serüvenlerinin bir parçası olma arzumdandır. Nafile bir çaba...
Farkındayım...
Yorum Gönder