Beyaz Kale - Fethi Naci Eleştirisi

"Beyaz Kale" için notlarımı düzenlediğim bir dönemde; işyerinde; Alp Abi söyledi vefat ettiğini.
Uzun yıllar önce okuduğum bir eleştirisi aklıma geldi hemen. Arayıp tarayıp buldum onu kitaplığımdan. Tekrar okudum. O kadar güzel anlatmıştı ki herşeyi; sonra kendi yazdıklarımı yırtıp attım. Yerin dolamaz Fethi Naci...

Beyaz Kale - Fethi Naci
Orhan Pamuk'un Cevdet Bey ve Oğulları (1982) ile Sessiz Ev (1983)'den sonra yayımlanan üçüncü romanı Beyaz Kale'deki olaylar on yedinci yüzyılda, IV. Mehmet (Avcı Mehmet ) zamanında geçiyor. " Okumaktan ve düşlemekten hoşlanan " romancımız, kendine özgü gerçekliği olan, bunun içinde bize inandırıcı gelen bir roman dünyası kuruyor; yarattığı roman kişileri, bu dünyanın gerçekliği ve tutarlılığı içinde gerçeklik ve tutarlılık kazanıyorlar; gene de iki ayrı dünyayı, iki ayrı kültürü belirgin özellikleriyle yansıtan Hoca ile Venedikli'nin değerlerinin bireysel gerçekliklerinden ağır bastığını söylemek gerek.
......
......
Biçimleri değişse de üç romanında Orhan PamuK'un değişmeyen, ortak bir sorunu var: Doğu- Batı sorunu. Ayrım şurada: İlk iki romanında sorun, Yalnız Türkiye açısından ele alınmıştı; "Beyaz Kale"de ise "aristokratlar ve özelllikle kibar hanımefendiler arasında yeni yeni yaygınlaşan o büyülü Doğu merakı" dolayısıyla ( eklemek gerek: Gelişmekte olan kapitalizmde kaçınılmaz olarak " o büyülü Doğu merakı"na kapılacak, yeni pazarlar ve hammadde kaynakalrı, yani sömürgeler aramaya başlayacaktır. Orhan Pamuk, ilk romanında değinmişti bu gelişmeye) sorun sadece ülkemiz açısından ele alınmıyor: Doğu ile Batı, iki ayrı kültür olarak, karşılaştırılıyor; benzerlikleri, ayrılıkları tartışılıyor. Karşılıklı oturup günlerce tartışarak birbirlerini ve birbirlerinin kültürlerini tanımaya çalışan iki kişi,iki ayrı dünyanın insanı: Durmadan Batı'yı merak eden, Batı'yı öğrenmek için Venedikli köleyi satın alan , ona hep "Onlar"ı ve "Ora"yı soran, kendi ülkesinininsanlarını hor gören, Sultan'ı inandırarak yenilikler yaptırmaya heveslenen, bunu için " yirmi bir yaşındaki Padişahı iktidarı daha çok sahiplenmeye" kışkırtmak isteyen, sonunda Venedikli Köle'nin kimliğine bürünerek Batı'ya kaçan, Batı'ya yerleşen ve köktenci Batıcıların ilk prototipi olan Hoca ile köle olarak geldiği ülkemizde mutlu olan, sonunda Venedik'e dönmekten vazgeçen, ülkemize yerleşen Venedikli... Köle kölelikten çıkıyor, efendi efendilikten. Ve birbirlerinin kimliklerine bürünüyorlar. Kişilik olarak da....

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Ne zaman öldü?:(((Simdi googleda arama yaparken gördüm.:'(